Çarşamba ·

genel kültür

Metropol'ün dilimizdeki karşılığı : ANAKENT'tir.

 

Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazıya ne denir ? :APOKRİF

 

 

Çarşamba ·

genel kültür

Metropol'ün dilimizdeki karşılığı : ANAKENT'tir.

 

Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazıya ne denir ? :APOKRİF

 

 

Çarşamba ·

genel kültür

Metropol'ün dilimizdeki karşılığı : ANAKENT'tir.

 

Doğruluğuna güvenilmez söz veya yazıya ne denir ? :APOKRİF

 

 

Pazar ·

İZMİR

İZMİR

Türkiye’den sıkıldığım zaman İzmir’e giderim ben. Simite gevrek deriz biz... Çekirdeğe çiğdem. Kordon elektrik aleti değildir. Kumru da kuş değildir bizim için... Yengen’i yeriz. Sen sigorta dersin... Biz asfalya deriz. Uzatmayız... Gidiyom geliyom deriz.

Evimiz isterse 800 metrekare olsun, balkonda otururuz. Hıdrellez filan gibi mazeretler uydurur, sabaha kadar sokaklarda içeriz.

Paraşüt kulesinden atlamayana kız vermezler; kızlarımızı da tavlayamazsın ha... Canı çekerse, o seni tavlar!

Bak iddia ediyorum, okey şampiyonası düzenlense, İzmirli kadınlar alır kupayı... Erkekleriyle kahveye giderler çünkü... Şaşırdın di mi? Al buna da şaşır, nargile içerler... Askılı giyerler, şortla gezerler, öküz gibi bakarsan, bi çakar, bi de duvardan yersin... Gönül Yazar’ız, Sezen Aksu’yuz; bir gül takıp da saçlarına, çıktı mı deprem sanırdın kantosuna, Karantinalı Despina’yız... Sensin Varoş! Biz tenekeli mahallede bile el ele gezeriz.

Erkeklerimiz de fena değildir hani... Detaya girmeyeyim, Ayhan Işık, Metin Oktay, Mustafa Denizli mesela, bi fikir verir sana... Ertuğrul Özkök’ün kırdığı cevizleri okuyoruz; eşi kafasına ütü atmış...

Hava güzel, daralırız, okulu ekeriz. Mezun olduktan sonra öğretmeniyle kadeh tokuşturmayan öğrenciyi zor bulursun İzmir’de. Siz sembol diyorsunuz ama, saat kaç diye Saat Kulesi’ne bakanı bulamazsın, altında buluşanlar bile zahmet edip kafasını kaldırmaz!

Rahatızdır... Çocukları Kemeraltı’da kaybederiz, alışverişe devam ederiz, esnaftan biri bulup getirir, çıkışta Kemeraltı Karakolu’ndan alırız... Ağlayıp zırlamak bi yana, çoğu dondurmayı bitirmediği için ayrılmak istemez karakoldan, iyi mi...

Aceleye gelemeyiz! Bir sene önceden duyurmaya başla, de ki, 22 Ağustos saat 20’de tiyatro başlıyor... 20.30’da geliriz... Sanatçılar da İzmirliyse, tiyatro zaten 21’de filan başlar...

35’imiz var. 35 buçuğumuz da var. Arkadan sirenleriyle isterse Cumhurbaşkanı gelsin, bana mı sordu, tarladan gitsin, makam arabasına yol vermeyiz.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Salı ·

BUNLARA DİKKAT ET!!!!!!

1. Sözcüğün  yapısı   sorulursa à  basit  mi ,türemiş  mi, bileşik mi olduğuna bak.

 2.Sözcüğün görevi sorulursa à sözcük türüne bak.İsim mi, sıfat mı, zamir mi, fiil mi, zarf mı, edat mı, bağlaç mı,ünlem mi?

 3.Sözcüğün  türü belirtilip de görevi sorulursa  à sözcüğün öğelik  görevine (hangi öğe olduğuna ) bak.

 4.Cümlenin yapısı (ya da yargı sayısı) sorulursa à   basit cümle mi birleşik cümle mi? olduğuna bak. Hepsi bileşik cümle ise à   ne  tür  bileşik  cümle  olduğuna   bak.

 5.Yüklemin türü (yüklemin sözcük türüne göre cümle)sorulursa   à  ad (isim)  cümlesi  mi,  eylem  (fiil) cümlesi mi olduğuna bak. (Yüklemin ad soylu mu, eylem soylu mu olduğuna bak)

 6.Yüklemin yapısı sorulursa  à   yüklemi  bul  yüklemin Basit sözcük mü, türemiş sözcük mü, bileşik sözcük mü? olduğuna bak.

 7.Yüklemin kuruluşu ya da yapılışı  sorulursa à yüklemi bul, yüklemin ne tür tamlama olduğuna bak.

 8.İkilemenin kuruluşu ya da yapılışı sorulursa àikilemeyi meydana getiren sözcüklere bak(Bu sözcükler à aynı sözcüğün tekrarı mı, eş anlamlı mı, yakın anlamlı mı, yansıma mı, yakıştırma mı?...)

 9.İkilemenin görevi ya da türü sorulursa à İkilemenin ne tür sözcük olduğuna bak .  (Ad mı, sıfat mı, zarf mı?)

 10.Öznesine (ya da özne – yüklem ilişkisine) göre cümle (fiil çatısı )sorulursa à  yüklemlerini bul yüklemlerin etken mi, edilgen mi olduğuna bak.

BAŞKASI TARAFINDAN  anlamı

    yoksa  à  etken çatılı.

   varsa   à  edilgen çatılıdır.

*Hepsi etken ise(hepsinde gerçek ya da gizli özne varsa)

fiilin à geçişli mi, geçişsiz mi olduğuna bak.

*Hepsi etken geçişli iseà oldurgan mı,

 ettirgen mi olduğuna bak.

*Hepsi işteş ise àne tür işteş olduğuna bak (Birlikte işteş mi, karşılıklı işteş mi?)

 11.Nesnesine göre (ya da nesne – yüklem  ilişkisine göre )

cümle  ( fiil çatısı)  sorulursa à  yüklemlerini bul yüklemlerin geçişli fiil mi geçişsiz fiil mi olduğuna bak.

 * Ad (isim) cümlelerinde kesinlikle çatı aranmaz.                            

* Yüklemi geçişli olduğu halde nesne kullanılmayan  cümleyi sorarsa à geçişsiz fiillerin yüklem olduğu cümleleri el, cevabı geçişlilerde ara.

 12. Öğelerinin dizilişine göre (kuruluşuna, yüklemin yerine) göre cümle sorulursa à düz cümle mi, devrik cümle mi olduğuna bak. (Yüklem sonda ise à düz yani kurallı cümledir, yüklem sonda değilse à  devrik cümledir.)

 13. Anlamlarına göre cümle sorulursa à  olumlu cümle mi olumsuz cümle mi, olduğuna bak.

* Hepsi olumlu ise, ya da hepsi olumsuz ise à  soru cümlesi mi, ünlem cümlesi mi olduğuna bak.

 14. “Ek” in işlevi ya da görevi sorulursa à o “ek”in yapım eki mi çekim eki mi olduğuna bak.

* Bütün şıklar yapım eki ise à ne tür yapım eki olduğuna bak. (FFYE, FİYE, İİYE, İFYE)

*Bütün şıklar çekim eki ise à ne tür çekim eki olduğuna bak. (İsim çekim eki, fiil çekim eki…)

 15. Fiilin zamanı sorulursa  à  fiillerin basit zamanlı mı birleşik zamanlı mı olduğuna bak. (Basit zamanlı fiiller tek kip eki alır, birleşik zamanlı fiiller ise iki kip ekini üst üste alır. örn. geziyor : Basit zamanlı; geziyordu: B. z. lı.

 16. Kelimenin yapısı sorulursa à basit mi, türemiş mi, birleşik mi olduğuna bak.

*Eğer hepsi türemiş ise à nasıl türediğine bak ( fiilden isim yaparak mı, isimden isim yaparak mı…)

*Eğer hepsi birleşik ise à ne tür birleşik kelime olduğuna bak. ( İsim + fiil mi , fiil + fiil mi … örn: terk etmek: i+f ; yapıver: f+f )

17. Sözcüğün kökü sorulursa à anlamca ilgili , anlamı en küçük parçaya bak.

* Sözcüğün hangi kökten türediği sorulursa à sözcük kökünün isim mi, fiil mi olduğuna bak. örn: “sorguladı” sözcüğünün kökü “ sor-”    fiilidir.

 18. Tamlamanın türü söylenip görevi sorulursa à tamlamayı bul tamlamanın hangi ögeyi oluşturduğuna bak.

 

19. Ögeleri bulurken önce yüklemi bul.Diğer ögeleri bulmak için bütün soruları  yükleme sor.

* Önce özneyi bul sonra belirtisiz nesneyi ara.

* Sözcük öbeklerinin (ikilemelerin, tamlamaların, deyimlerin, birleşik sözcüklerin) bölünemeyeceğini unutma.

 20. Tamlayanı düşmüş ad tamlaması sorulursa à   iyelik eki almış sözcük ara.İyelik eklerini bulurken pratik olarak ismin başına “benim, senin, onun, bizim, sizin, onların” zamirini getiririz. İsmin başına bu zamirlerden birini getirebiliyorsak ırada bir iyelik eki var demektir.Sözgelimi “arabam” sözcüğü iyelik eki almıştır ;çünkü “benim arabam” diyebiliyorum.

 21. Ad tamlaması sorulduğunda tamlayanı düşmüş ad tamlamasını, ad tamlaması olarak alma.Tamlayanı düşmüş ad tamlaması sorulmak istenirse soru kökünde belirtilir.

 22. “Hangi cümlede zaman kavramı vardır?”   denirse zaman zarfı ara.

 23. “Hangi cümlenin yükleminde zaman kavramı vardır?” diye sorulursa yüklemleri bul, kiplerine bak.Haber (bildirme) kiplerinde (di’li geçmiş zaman, miş’li geçmiş zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman ve geniş zamanda) zaman kavramı vardır.Dilek kiplerinde (gereklilik, istek, dilek-şart ve emir kiplerinde) zaman kavramı yoktur.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Salı ·

Cümle Türleri

Kuruluşlarına Göre Cümleler :

Düz (Kurallı) Cümle : Yüklemi sonda olan cümlelere, kuruluşları yönünden, düz cümle denir. Örnek :     Günler günleri, aylar ayları kovaladı.

                                   Sembolistler, anlamdan çok şiirde ahenge önem vermişlerdir.

                                   Kısa ve özlü sözle, çok şey anlatma sanatına icaz denir.

                                   Önemli olan etkiyi aşmak, kendine özgü bir şiire ulaşmaktır.

Devrik (Kuralsız) Cümle : Yüklemi sonda olmayan cümlelere devrik cümle denir. Devrik cümlede yüklem başta da ortada da olabilir, ama sonda olamaz. Kurallı cümlelere göre daha akıcı olduğundan, devrik cümleler genellikle şiir türünde kullanılır. Örnek :

Neden böyle düşman görünürsünüz, yıllar yılı dost bildiğim aynalar?

İki kapılı bir handa, gidiyorum gündüz gece.

Gezer bağdan bağa, çoban çeşmesi.

Gördüğüm, sihirbaz gibi geçtiğini üç kızın.

Ara Sözlü Cümle : Bir cümlenin anlamına açıklık getirmek amacıyla, o cümlede açıklayıcı bir söz ya da bir cümle kullanılır. Bu açıklayıcı unsurlar söz biçimindeyse ara söz, cümle biçimindeyse ara cümle adını alır. Ara söz, yüklem dışında daima bir öğenin açıklayıcısı olarak kullanılırken o öğeyle aynı görevde bulunur. Örnek :

§           Sınıftaki birkaç kişi, tembel olanlar, bu duruma itiraz etti.

§           Bu işe Ayşe’yi – herkesin dedikodusunu yapan o kızı - karıştırmayın.

§           Sana, en yakın arkadaşıma, güvenmekle hata etmişim.

Ara cümle ise yalnızca cümlenin anlamına açıklık kazandırır. Cümlenin herhangi bir öğesi olamaz. Örnek :           O zaman vecd ile bin secde eder – varsa – taşım.

                                   Ülkemiz, üç yanı denizlerle çevrilidir, yavaş yavaş çöle dönüyor.

                        Bizim patron, yalnızca gördüğüne inanır, bu dedikoduya inanmayacaktır.

UYARI : Ara söz ve ara cümlelerin başında ve sonunda ya “, ...,” ya da “- ... –“ işaretleri kullanılır. Ara söz ve ara cümlelerin cümleden atılması cümleyi biçimsel yönden etkilemez, yalnızca anlamı etkiler.

Kesik (Eksiltili) Cümle :  Başta yüklem olmak üzere herhangi bir öğe (özne, nesne, tümleçler) anlatıdan düştüğünde eksiltili cümleler oluşur.

Eksiltili cümle çoğu zaman bir sorunun karşılığı olarak kullanılır. Örnek :

-          Ali geldi mi?

-          Gelmedi.

-          Kitabı beğendin mi?

-          Beğendim.

-          Sinemaya gidelim mi?

-          Gidelim.

-          Kim okuyacak?

-          Ben.

Eksiltili cümlede bir olgunun önemi  belirtilebilir veya bir konuya dikkat çekilebilir. Ancak bu, genel olarak yüklemin düşmesiyle ortaya çıkar. Örnek :

Haydi çocuklar bize (gidelim).

Kimi zaman, ki bağlacından sonra gelmesi gereken sözler kullanılmaz. Anlatım güç kazanır ve eksiltili cümle oluşur. Örnek :            Ona öyle bir baktım ki...

                                               Adam içeri bir girdi ki...

Yüklemlerine Göre Cümleler : Bir cümlenin yükleminde çekimli bir eylem ya da ekeylemle çekimlenmiş bir ad veya ad soylu sözcük olabilir. Bu sözcük türüne göre cümleler iki grupta incelenir.

Ad (isim) Cümlesi : Yüklemi ekeylemle çekimlenmiş bir ad ya da ad soylu sözcüğün bulunduğu cümlelerdir. Örnek :       Bu yaşlı kadın, olayın tek tanığıymış.

                                   Çalışmak, başarının temelidir.

                                   Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.

                                   Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.

Eylem (Fiil) Cümlesi : Yüklemi çekimli bir eylem ya da eylem grubu olan cümlelerdir. Her türlü hareket iş, oluş eylem cümleleriyle karşılanır. Bu nedenle eylem cümleleri, ad cümlelerine oranla daha fazla kullanılır. Örnek :     Bir adım daha yaklaşınca tanıdım.

                                   Anlattığı fıkralarla çocukları güldürdü.

                                   Bu kazağı değil, kırmızı olanı tercih ederim.

                                   Uçtuk Mohaç ufkunda görünmek hevesiyle.

Yapılarına Göre Cümleler : Bir cümle yapısı yönünden, içinde taşıdığı yargı sayısına göre incelenir.

Basit Cümle : Bir duyguyu, bir düşünceyi gösteren; kısaca bir tek yargıyı anlatan cümleler yapıları yönünden basittir. Basit cümleler yan cümle ve iç cümle içermez. Örnek :

            Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır.

            Kahvaltıdan önce tüm öğrenciler, ellerinde süpürgeler, derslikleri ve spor salonunu temizliyorlar.

Bileşik Cümle : Birden çok duygu, düşünce ve yargıyı anlatan cümleler yapıları yönünden bileşiktir. Bileşik cümlelerde bir temel cümleyle, bir ya da birden çok yan cümle bulunur. Böylece aynı cümlenin içinde birden çok yargı oluşmuş ve bileşik cümle ortaya çıkmış olur. Örnek :           Yazın başı pişenin, kışın aşı pişer.

                            Yan Cümle          Temel Cümle         

Bileşik Cümle Şu Yollarla Yapılabilir :

Eylemsilerle Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi eylemsilerle (adeylem, sıfateylem, bağeylem) oluşan bileşik cümlelerdir. Örnek :

Oraya gitmek için / sabah erken kalkmalıyız.

   Yan cümle                 Temel Cümle

Erken kalkan / yol alır.

Yan cümle       Temel cümle

Onu gördükçe / yüreğim sızım sızım sızlıyor.

   Yan cümle                 Temel Cümle

UYARI : Bir cümledeki yan cümle sayısı, eylemsilerin temel cümlenin yüklemiyle kurduğu anlam ilişkisine göre belirlenir. Temel cümlenin yüklemiyle doğrudan anlam ilişkisi kuramayan eylemsiler yan cümle olarak kabul edilmez.

Aşağıda verilen örneği bu açıklama ışığında inceleyelim :

Kapıdan çıkışını / sokağın köşesini dönüşünü / yerden gazeteleri savuran rüzgara karşı güçlükle karşı koyuşunu / görüyorum.

Yukarıdaki cümlede dört eylemsi olmasına karşın üç yan cümle bulunmaktadır. Bu cümledeki yan cümlelerin yüklemle bağlantısını incelersek :

Kapıdan çıkışını (görüyorum)

Sokağın köşesini dönüşünü (görüyorum)

Yerden gazeteleri savuran rüzgara karşı güçlükle karşı koyuşunu (görüyorum)

“savuran” sıfat eylemi rüzgarı nitelemiş ve sıfat olmuştur. Ancak “görüyorum” yüklemiyle bir anlam ilişkisi oluşturmadığı için yan cümle kurmamıştır sadece eylemsidir.

İç Cümlelerle Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi iç cümleden oluşan ve bu yan cümlenin temel cümleye herhangi bir öğe göreviyle bağlandığı cümle yapıca bileşik cümledir. Örnek :          Adam, karısına, sen bu işe karışma, dedi.

                                                   İç cümle

                        Çocuktur, düşe kalka büyür.     

                        İç cümle

                        Sinemada Güneş Erken Doğar’ı izledik.

                                               İç cümle

Koşullu Bileşik Cümle : Yan cümlesi dilek koşul kipiyle (-se, -sa) kurulan ve temel cümleye koşul ilgisiyle bağlanan cümlelere koşullu (şartlı) bileşik cümle denir. Örnek :

Oraya bir daha gidersen / karışmam.

         Yan cümle                 Temel Cümle

Seni ararsa / ona kızdığımı söyle.

  Yan cümle       Temel cümle

Ne kadar uğraşırsan uğraş, / babadan kalma bir şeyler yoksa / zengin olamazsın.

       Yan cümle                               Yan cümle                               Temel Cümle

“Ki” Bileşik Cümle : iki cümlenin “ki” bağlacıyla birbirine bağlanmasıyla oluşan bileşik cümlelere denir. Örnek :

Öyle bir bağırdım ki sesimden ben bile ürktüm.

     Yan cümle                 Temel cümle

Şimdi çalışıyor olmalılar ki hiç sesleri çıkmıyor.

     Yan cümle                         Temel cümle

Bekle        ki istediğini bulayım.

Yan cümle       Temel cümle

UYARI :  “ki” den sonraki yancümle temel cümlenin bir öğesi olabilir. Örnek :

Bu işin sonunun gelmeyeceğini anladım.

Anladım ki bu işin sonu gelmeyecek.

     Belirtili Nesne             Yüklem

“Mi” Soru Edatıyla Kurulan Bileşik Cümle : Yan cümlesi “mi” soru edatıyla kurulan ve temel cümleye koşul ilgisiyle bağlanan bileşik cümlelerdir. Örnek :

İlkbahar geldi mi / doğa yemyeşil olur.

    Yan cümle            Temel cümle  

Elimdeki işi bitirdim mi  /  hemen tatile çıkarım.

    Yan cümle                       Temel Cümle

UYARI : “mi” soru edatıyla kurulan yan cümleler, temel cümleye zarf tümleci göreviyle bağlanır.

Sıralı Cümle : Sıralı cümleler, kuruluşça bağımsız cümlelerin öğe ortaklığı ya da bağlanış özelliğinden dolayı bir araya getirilmesinden meydana gelir.

Bu özelliklerine göre sıralı cümleleri iki gruba ayırarak inceleyebiliriz:

§         Bağımlı Sıralı Cümleler : Herhangi bir öğesi ortak olan (yüklem hariç) cümlelere bağımlı sıralı cümle denir. Örnek :

            Bu şarkı, dillerden düşmeyecek, yıllar boyu söylenecek, hiç unutulmayacak.

            Çocuğu yanına çağırdı, saçını okşadı, kucağına aldı.

§         Bağımsız Sıralı Cümleler : Hiçbir ortak öğesi olmadığı halde, anlamca birbirini tamamlayan, anlamca birbirinin devamı niteliğinde olan cümlelere bağımsız sıralı cümle denir. Örnek :          At ölür, meydan kalır; yiğit ölür, şan kalır.

                                       1             2                 3               4

            Öğrenciler top oynuyor, öğretmenler bahçede çay içiyordu.

                               1                                      2

Bağlı Cümle : “Ve, veya, ya da, ile, fakat, ama, çünkü” gibi herhangi bir bağlaçla birbirine bağlanan yargılara yapıları yönünden bağlı cümle denir. Örnek :

Ortalık kakarınca lambayı yaktı ve mutfağa geçti.

1                                                                             2

Okula gelemedi çünkü çok hastaymış.

1                                                            2 

Oraya gider gitmez beni arayacaktı fakat aramadı.

                        1                                         2  

Sıralı Bağlı Cümle : Virgül ya da noktalı virgülle ayrılan, aynı zamanda birbirine bağlaçlarla bağlanan cümleler sıralı bağlı cümle adını alır. Örnek :

Gençtim, bekardım ve İstanbul’da bir yurtta kalıyordum.

    Sıralı cümle                                                                .

                        Sıralı bağlı cümle

Yorum (yok) Yorum yaz!

Salı ·

TİYATRONUN SOSYAL OLAYLARI ELE ALIŞI

Bir tiyatro eserinde; konu, kişiler, çevre, zaman, üslup, amaç gibi altı unsur vardır. Tiyatroda sosyal hayatın ve insan karakterlerinin tahlil ve tenkitleri yapılır. Tiyatroda en önemli hususlardan biri dildir. Fazla ağır olmaması, konuşma diline benzemesi istenir. Böylece ince fikirlerin ve esprilerin seyirci tarafından kolayca kavranması sağlanmış olur. Fakat bunun yanında bazı oyun yazarları belli bir tarz ve mesaj gereği bu unsurları göz ardı edebilir veya değiştirebilirler.

İnsanoğlu doğa karşısındaki korkularından başlayarak yüzyıllar boyunca acılarını, sevinçlerini, ihtiraslarını, düşüncelerini, düşlerini, özlem­lerini, taşlamalarını, dünya görüşlerini, savaşımlarını, her şeyini somutlaştırıp dile getirmiştir.

Tiyatronun bunca yüzyıllardır varoluşu boşuna değildir, tiyatro, insan mayasının kopmaz bir öğesi, insandan ayrı düşünülemez bir gereksinmesidir. Doğada işlevini bitiren her şeyin varlığını sürdürebildiği görülmemiştir. Tiyatro sürüyorsa, sürecekse her devirde bir işlevi olduğundandır.

Yorum (1) Yorum yaz!

Salı ·

BİR TİYATRO METNİNİN SOSYOLOJİK AÇIDAN İNCELENMESİ

Oyunun Adı: Kurban

Oyunun yazarı: Güngör Dilmen

Oyunun Ele Aldığı Sorunlar: Anadolu’da yaşayan kadınların problemleri. Üstlerine kuma getirilmesi, küçük yaşta başlık parası karşılığında evlendirilmeleri, cahilliğin töre başlığı altında insanlara kabul ettirilerek onlara haksızlık yapılması

Oyunun Ana Fikri: Her gelenek ve görenek doğru değildir bazı töreler insanları yıkıma sürükler. Töre adı altında yapılan bazı davranışlar insanlara haksızlık edilmesine yol açar. Zaman ve Mekan: Olay günümüzde Türkiye’nin doğu bölgesinde bir köyde geçmektedir. Köylülerin yaşamları daha çok gelenekler ve görenekler üstüne kurulmuştur. Çağdaş yaklaşımları olmayan ,kültürel donanımları eksik bir toplumdur. Geçimlerini daha çok tarımla sağlamaktadırlar. Bu küçük köyü oluşturan insanlar farklı meslek gruplarından değildir. İnsanlar arasında kültürel farklılık yoktur. Oyun o yöredeki bütün kadınların boyun eğdiği kabullendiği bir töreyi kabul etmeyip başkaldıran, kendi kişiliğine ve onuruna sahip çıkmaya çalışan, onurunu ezdirmeyen bir kadının üzerine kurulmuştur. Zehra ile Mahmut evlidir. Bir gün Mahmut Zehra’nın üzerine kuma getirir Zehra da bunu gururuna yediremez ve kendini öldürür. Önce mücadele eder durumu düzeltmeye çalışır. Düştüğü durumun zorluğunu anlatır ama çaresiz kalınca kendini öldürerek herkesten intikam almak ister.

Oyundaki Bireylerin Özellikleri

Mahmut: Kendi yaşadığı coğrafyanın gelenek ve göreneklerine sığınıp kendi isteklerini her şeyin önünde gören bencil bir adam.Zaaflarına yenilip bütün hayatını allak bullak ediyor. Akılcı davranmıyor, kararlarını daha çok tutkularıyla veriyor. Köy kökenli, eğitimli değil. Maddi durumu kötü olmamakla beraber çok varlıklı sayılmaz.

Mirza: Çıkarcı, paraya düşkün, bencil, açık gözlüdür. Kardeşini oyunda mal gibi kullanır. Mahmut’un zaafından faydalanarak mal sahibi olmaya çalışır. Kız kardeşini asla düşünmez. Mirza da aynı köyde yaşamaktadır. Eğitimli değildir.

Gülsüm: Yaşı küçük Gülsüm de köyde yaşıyor, eğitimi yok. Gelenek ve göreneklerine bağlı kendine haksızlık edilmesine izin veriyor. Olaylara inanılmaz tepkisiz teslimiyetçi bir yapısı var.

Zehra: Bu oyun Zehra’nın tragedyasıdır. Onun tragedyası yalnızca sevgiyle bağlandığı eşi tarafından aldatılmaktan kaynaklanmamakta. Aynı zamanda uğrunda canını bile vermeyi bile göze aldığı kendi yaşam değerlerinin ve erdem anlayışının yıkılmasından kaynaklanmaktadır. Zehra köy törelerinin, resmi yasaların karşısına insani yasaları koyar. O bütün Anadolu kadınını simgeler .Anadolu’daki töreler yüzünden haksızlığa uğrayan herhangi bir Anadolu kadınından biridir. Ama onun diğer kadınlardan en büyük farkı kendine yapılan haksızlığa başkaldırmasıdır. Olanları kabul etmez. Güçlü bir kişiliği vardır. Olayları değiştirmek için çaba harcar, mücadelecidir. Kocasını tekrar kazanmak için çok mücadele verir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Pazartesi ·

ŞAİR EVLENMESİ

Osmanlı'da ilk modern tiyatro örneği Şinasi'nin 1860 tarihli oyunu olan Şair Evlenmesi'dir. bu oyun modern tiyatroya ilk adımdır ve orta oyunun da özelliklerini taşımaktadır.

Bir Töre Komedyası özelliği taşıyan “Şair Evlenmesi”, görücü usulüyle evliliğin sakıncalarını konu almaktadır. Batılı tutum ve davranışı, kılık ve kıyafetiyle pek sevilmeyen, eğitimli olmasına rağmen saf bir yapıya sahip Şair Müştak Bey, sevdiği Kumru Hanım’la, kılavuz ve yenge hanımlar aracılığıyla evlenmiştir. Nikah sonrasında kendisiyle evlendirilen kişinin, Kumru Hanım’ın çirkin ve yaşlı ablası Sakine Hanım olduğunu görünce önce bayılır sonra itiraz eder. Mahallelinin de işe karışmasıyla başına gelenleri kabul etme mecburiyetinde kalan Müştak Bey’in imdadına arkadaşı Hikmet Bey yetişir. Hikmet Bey’in mahalle imamına verdiği rüşvetle olay çözülür, yapılan hile sonuçsuz kalır.

Batı tarzında yazılmasına karşın Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun da etkisini taşıyan “Şair Evlenmesi”, eski ile yeni, doğu ile batı arasında bir köprü olma niteliğine sahiptir.

Oyunun malzemesi, döneme göre oldukça güncel, yerel ve gerçektir. Halktan seçilmiş oyun kişileri, halkın diliyle konuşturularak Türk toplumuna ait töresel bir uygulamanın eleştirisi yapılmıştır. Bu yönüyle dikkat çeken oyun, Şinasi’nin, batı tiyatrosunu sadece teknik anlamda örnek aldığını göstermektedir. Dönemin toplumsal hayatını başarılı bir şekilde ortaya koyan “Şair Evlenmesi”, bu yönüyle dikkat çekicidir. Oyun kişileri, gerçek hayattan koparılmışçasına ustaca donatılmıştır. Üstelik bu uygulama esnasında, toplumsal yapı ve statünün de göz önünde bulundurulması, ortaya oldukça renkli kişilikler çıkarmıştır.

Oyunun kahramanı Müştak Bey, yüzeysel bir batılılaşma hareketi içerisinde olan Osmanlı Devleti’nin gerçek yüzünü gösterir niteliktedir. Eğitimli olmasına karşın töre halini almış yanlış bir uygulamayı devam ettirmesi ve cahil halk tarafından hile yoluyla kandırılabilecek kadar saf bir yapıya sahip olması, Osmanlı’nın batılılaşma adına giriştiği cılız gayretin başarısızlığını gösterir. Zira, Müştak Bey, gerek kıyafeti, gerek tutumu, gerekse düşünceleri itibariyle tam bir aydındır. Aynı durum Hikmet Bey için de geçerlidir. Müştak Bey’in batılı düşüncelerle yetişmiş eğitimli biri olmasına rağmen sakıncalı bir töreyi devam ettirmek suretiyle yaptığı hatayı, Hikmet Bey de mahalle imamına verdiği rüşvetle tekrarlıyor. Birer aydın olarak içinde bulundukları bozuk düzeni değiştirmek yerine o düzenin bir parçası olmaları, aldıkları eğitimin yetersizliğini gösteriyor. “Şair Evlenmesi”nin hemen bütün oyun kişileri, Geleneksel Türk Tiyatrosu’nun kalıplaşmış kişilerini hatırlatmaktadır. Yazarın bunu geleneksel tiyatrodan etkilenerek, bu yeni tiyatro tekniğinin benimsenmesi adına bilinçli bir şekilde yaptığı tartışmasızdır. Zira bu uygulama, rastlantı sayılamayacak kadar büyük bir ustalıkla yapılmış her oyun kişisi renklendirilip donatılmıştır. O zamana kadar, Karagöz perdesinde birer hayal olarak yaşayan ve yabancı seslerle konuşan, Ortaoyununda belirli kalıplar içinde kalan insanlar normal ölçü, ses ve davranışlara kavuşturulmuştur. Geleneksel tiyatronun aksine benzetmeci bir yapı sergileyen “Şair Evlenmesi”, serim-düğüm-çözüm düzleminde kurulmuş bir olay dizisine sahiptir. “Fıkra” diye isimlendirilmiş dokuz bölüme ayrılan olaylar arasında sebep-sonuç ilişkisi vardır. Yoğun bir çatışmayla çözüme taşınan olayların sonucunda Hikmet Bey’in ağzından mesaj verilmektedir. Toplumun en önemli kuruluşunun tesis edilmesinde töre adıyla yapılan hatayı, eleştirip yenilikçi bir bakış açısıyla baş kaldıran Şinasi, ortaya koyduğu bu kısacık oyunla Türk Tiyatrosu’nun seyrini değiştirmiştir.

Yorum (yok) Yorum yaz!

Çarşamba ·

PAPATYA TARLASI

Papatya tarlası Bir papatya tarlası düşün.. İlkbahar ayı..Ve sen onun yanından geçen yolda yürüyorsun ve o papatya tarlasında bir papatya dikkatini çeker..Binlercesinden birisidir ama sen onun yanına gidersin.. Onda seni çeken bir şeyler vardır.. O papatyayı olduğu yerden koparırsın.. Sadece senin olsun istersin.. Sadece senin..Öleceğini düşünmeden.
Ve gidersin o tarladan. Bence bu tutku.. İçindeki şiddetin durduramadığı bir bencillik ama bir o kadar güzel ve hapsedici. Yine o tarlanın kenarındaki yolda yürüyorsundur.. Yine milyonlarcası arasında bir tanesi seni çeker.. Yaklaşırsın yanına.. Yanına gidersin o papatyanın.. Gözlerin başkasını görmez olur o an. Onun için her şeyi yapmak istersin.. Dokunmak istersin.. Dokunamazsın, orada onunla ölmek istersin. Ama birden hafif bir rüzgar eser ve bir başka güzel çiçek kokusu gelir burnuna.. Dayanamazsın onun kokusuna.. Unutturur her şeyi bir anda ve o kokunun geldiği yöne gidersin..O papatya orada kalmıştır.. Yüreğinin bir kenarında.. Paylaşılmamıştır bir çok şey.. Unutulur çok şey.. Unutulmaz belki ama geri de dönülmez ona.. Aşk bence böyle bir şey.. Yine o yoldasın.. Papatya tarlasının yanından geçen.. Ve yine bir papatya... Milyonlarcasının içinde seni çeker.. Gidersin yanına.. Orada kalakalırsın.. O hiç ölmesin diye her şeyi yaparsın.. Tüm gücünle onunla olmak istersin.. Oradan seni koparacak hiç bir güç olmadığına inanırsın..

Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::